Brüj Gezilecek Yerler: Rüya Gibi

Brüj’e gelmeden önce, gezilecek bütün yerleri Google Maps’te işaretleyip kendime bir yürüyüş rotası çıkardım. Amacım en az zamanda çok yer gezmekti. Ve rota, tren istasyonuna yakın olduğundan Minnewater Parkı’ndan başlıyordu.

Brüj’e ayak bastığımda, bu haritaya bakmayı düşünemedim bile. Tren istasyonundan çıkar çıkmaz şehrin içinden yükselen kulelerin büyüsüne kapıldım ve kendimi Grote Markt’a giden yolda buldum. Bundan sonrası doğaçlama gelişti.

Brüj Sokakları sabah saatleri.
Sabahın ilk saatleri ve Brüj sokakları bomboş.

Haritaya ancak Brüj’ü gezip bitirdikten sonra baktım. Gezmeyi unuttuğum yerler var mı diye.

Brüj’de

Brüj’de aldığım notlara geçemeden önce bir filmden bahsetmek istiyorum.

Hayatınızda hiç gitmeyip de gitmiş kadar olduğunuz şehirler var mıdır? Colin Farrell’in başrolde oynadığı Brüj’de filminden dolayı, Brüj benim için böyle bir şehir.

Yaklaşık 7 yıl önce, bu filmi izlemiştim. Başlangıçta sıkıcı gelmiş, ancak sonradan içine çekici bir hikayeye dönüşmüştü. Filmde asıl ilgimi çeken şey, sıkça gösterilen Brüj’ün büyüleyici kareleri olmuştu. O andan itibaren Brüj, gitmek istediğim bir yer olarak listemde yer almaya başladı.

Brüj’e gitmeden bu film izlenmeli!

Brüj Treni

Uzun zamandır hayalimdeki seyahat için bugün yollardayım. Sabahın karanlığında Brüj trenini bekliyorum. Brüksel Havalimanı’ndan ilk trenle Brüj’e gideceğim. Beklentim çok büyük Brüj’den. Gün doğumuna yetişip fotoğraf çekmek istiyorum.

06:03 trenine bindim. Trende kimseler yok. Acaba çok mu abartıyorum şu Brüj’ü? Havalimanı henüz açılmadı muhtemelen ondandır. Uçaklar inmeye başlayınca tren de dolacaktır.

Brüj trenindeki yolcuğum bir saate yaklaştı. Pembeleşen gökyüzünü izliyordum. Birden trenin camından köy evleri akmaya başladı. Biraz sonra birbirine bitişik evler sıralandı. Brüksel Grand Place’daki evlere benziyorardı. Evlerin arkasında ne olduğunu bilmediğim bazı tarihi yapılar yükseliyordu. Alacakaranlıktaki bu şehir Gent’ti.

Gent’ten yarım saat kadar sonra ise tren yolunun kablolarının arkasında Belfry’ı gördüm ve nihayet Brüj’e geldim.

Brüj Gezilecek Yerler

1. Grote Markt

Yukarıda, tren istasyonundan çıktıktan sonra Grote Markt’a yöneldiğimden bahsetmiştim. Yaklaşık 20 dakika yürüdükten sonra Grote Markt (Pazar Meydanı)’a ulaştım. Her yer kapalıydı. Meydanın ortasında bir sahne kuruluydu ve etrafı kimse giremesin diye çevriliydi. Sokaklarda çöpçüler ve dükkanlara kamyonlardan mal indirenler dışında kimseler yoktu. Biraz sonra bisikletleriyle işe gidenler ortaya çıkmaya başlayacaktı.

Grote Markt renkli binalar, Brüj.
Grote Markt’ın renkli binaları.

Brüj’de kaldığım süre boyunca bu meydana kaç defa geldiğimi hatırlamıyorum. Bir şekilde yolum Grote Markt’a çıkıyordu. Şehrin tam kalbinde yer alıyor.

958 yılından beri her hafta buraya pazar kuruluyor. Çarşamba günü bu pazara denk gelebilirsiniz. Brüj’ün simgesel yapısı olan Belfry bu meydanda bulunuyor.

Meydanın ortasında, 1302’de Flamanların Fransızlara karşı direnişinde önemli roller oynayan Jan Breydel ve Pieter de Coninck’i tasvir eden bir heykel bulunuyor.

Grote Markt, Brüj.
Grote Markt

Renkli tuğlalarla yapılmış binalar meydana canlı bir hava katmıştı. Öğleden sonra neredeyse hepsi doluydu. İnsanlar bu kafelerden birine oturup meydanın ve Belfry manzarasının tadını çıkarıyorlardı. Kimisi de faytonda meydanı turluyordu. Bir minibüsün içerisinde waffle yapan bir seyyar satıcının önü de doluydu.

Bu kafelere gün batımına doğru gelinmeli. Gün içerisinde sürekli güneş altındasınız. Kafe demişken; yemek için benim tercihim burası oldu. Ancak, sonradan Minnewater tarafındaki restoranları gördüğümde yemeği erken yediğime üzüldüm.

2. Rosaire Rıhtımı

Grote Markt’ta biraz vakit geçirdikten sonra, yaklaşık 100 metre ilerideki Burg Meydanı’na yöneldim. Bu meydanda Kutsal Kan Kilisesi’ni ziyaret etmeyi planlıyordum, ancak henüz kapıları açılmamıştı. Saat 10’da açılacağını öğrendim ve önümde neredeyse bir saat kadar serbest zamanım vardı. Bu süreyi etrafta dolaşarak değerlendirdim.

Kanal boyunca ilerlerken, muhteşem bir manzarayla karşılaştım. Rosaire Rıhtımı (Rozenhoedkaai) idi burası. Brüj’de en çok fotoğrafı çekilen yerlerden biridir. Kalabalık olması gerekiyordu, ancak bu saatte kimse yoktu.

Rozenhoedkaai, Brüj.
Rozenhoedkaai

Ortaçağda tuz gemileri buraya yanaşıyordu ve o dönemde tuz, altın kadar değerli sayılırdı. Dünyanın dört bir yanından tuz tüccarları, tuzu diğer mallarla takas etmek için buraya gelirdi.

Bugün aynı yerden kanal turu yapan tekneler kalkıyor. Etrafta çok güzel kahve dükkanları ve restoranlar bulunuyor.

3. Kutsal Kan Kilisesi

Kutsal Kan Kilisesi’nin önüne tekrar geldiğimde kapının önü yine sakindi. Sadece 5-10 kişi bekliyordu. Kapı saat tam 10’da açıldı ve görevli içeri girebileceğimizi işaret etti. Herhangi bir bilet gerekmiyordu

Kutsal Kan Kilisesi girişi, Brüj.
Kutsal Kan Kilisesi girişi.

Kilise iki katlıydı. Giriş katı, 12. yüzyıla ait Romanesk mimari tarzında inşa edilmişti. Üst katında ise 15. yüzyılda Gotik tarzda eklemeler yapılmıştı. Alt kat oldukça sade bir tasarıma sahipken, üst kat ise zengin süslemelerle bezenmişti.

Ayrıca, Kutsal Kan için düzenlenen seremoniyi izleme şansım oldu ve bu deneyim oldukça etkileyiciydi. İki kişi, ellerindeki kutsal kanın bulunduğu, metal süslemeli camdan bir hazne ile içeri girdi. Bekleyenler ayağa kalktılar ve aniden ortamda mistik bir hava oluştu. Herkes sessizce kutsal kanın önünden geçip dua etti, göz yaşlarına engel olamayanlar vardı.

Kutsal Kan Kilisesi iç mekan.
Kilisenin üst katı.

Rivayete göre, Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesinin ardından, Aramatyalı Yusuf, Hz. İsa’nın cesedini çarmıhtan indirir ve damlayan kanını bir kaseye koyar. Bu kan, İkinci Haçlı Seferleri dönemine kadar Kudüs’te muhafaza edilir. İkinci Haçlı Seferleri sırasında, Kudüs Kralı III. Baldwin, kutsal emaneti kayınbiraderi Flanders Kontu Diederik van de Elzas’a verir. Kont daha sonra bu kutsal emaneti Brüj’e götürür.

4. Çan Kulesi (Belfry)

Kutsal Kan Kilisesi’ni gezdikten sonra Belfry’a doğru yöneldim. Brüj’ün simgesi olan Belfry’ın geçmişi 13. yüzyıla dayanıyor. Avrupa’nın en eski kulelerinden biridir. Pisa kulesi, Big Ben, Eyfel bunların hepsinden daha eski bir kule.

Başlangıçta kuleye çıkmayı düşünmüyordum çünkü giriş için sırada zaman kaybetmek istemiyordum. Ancak şaşırtıcı bir şekilde sıra yoktu. Giriş kattaki bilet makinasının önünde küçük bir sıra vardı, ancak yukarıda kuleye giriş noktasında hiç kimse yoktu. Belfry’in tepesine çıkmaya karar verdim. Girişler, küçük bir hediyelik eşya dükkanının içerisinden yapılıyor. Buradaki bilet gişesinden bir bilet aldım. Aslında Belfry’da sıra yoksa, diğer müzelerde de sıra olmayabilir düşüncesiyle Musea Brugge Card adlı 72 saat geçerli Brüj’deki müzelere serbest giriş sağlayan bir kart aldım.

Belfry, Brüj.
Belfry

Kulenin tepesinden Brüj manzarasını görmek için 366 basamağı tırmanmayı göze aldım. İlerledikçe biraz zorlanmaya başladım, ancak daha önce Vatikan’da Aziz Petrus Katedrali’nin tepesinden Roma manzarası için 551 basamağı tırmanırken yaşadığım pişmanlığın onda birini bile hissetmedim. Çünkü, sık sık durup her detayı inceleyerek çıktım. Tarihi bir saat mekanizmasının içerisindeyim, çan vurmaya başladığında çanla birlikte ben de titriyorum, Brüj’de filmindeki bu daracık merdivenlerde geçen sahneler nasıl çekildi… Evet bu düşüncelerle birlikte Belfry’ın tepesine çıktım.

Belfry'dan Grote Markt manzarası, Brüj.
Belfry’ın tepesinden Grote Markt manzarası

Belfry’ın tepesinden Brüj güzeldi. Fakat fazla korunaklıydı. Korumalıkların arasından Brüj’e bakmak zorunda kalıyorsunuz. Bu kadarını beklemiyordum. Dolayısıyla, manzarayı bu şekilde görmek için bu kadar yükseğe çıkmaya gerek olup olmadığını düşünmeye başladım.

5. Brüj Madonnası

Musea Brugge Card ile hangi müzelere girebileceğimi kontrol ettim. Bizim Lady Kilisesi’nin yakınlardaydı. Burada Michelangelo’nun Madonna heykelinin sergilendiğini biliyordum, ki bu Brüj’de görülmesi gereken başyapıtlardan biridir.

Brüj Madonnası, Micehalgelo.
Brüj Madonnası

Büyük bir kiliseydi. Giriş için bilet gerekmiyor ama içerdeki müze için bilet alınmalı. Madonna heykeli bu müzede sergileniyor. Heykelin karşısındaki sıraya oturup onu izlerken, İtalya’dan Brüj’e nasıl gelmiş olabileceğini düşündüm. Micehalgelo’nun hayattayken İtalya dışarısına çıkan tek eserinin Brugge Madonnası olduğunu bilmiyordum. Bu heykel, 1504 yılında Giovanni ve Alessandro Moscheroni tarafından alınıp Brüj’e getirilmiş. Bu iki kardeş o dönem Avrupa’nın önemli ticari noktalarından biri olan Brüj’de zengin kumaş tüccarlarıymış.

6. Gruuthuse Müzesi

Bir zamanlar Avrupa’nın doğusunda Venedik ne ise batıda da Brüj o idi. Ortaçağın en zengin şehirlerinden biriydi. Brüjlüler de bu zenginliklerini göstermekten hiç geri durmadılar. Şehirlerini en güzel binalarla donattılar.

Gruuthuse Müzesi, Brüj.
Gruuthuse Müzesi

Gruuthuse müzesi, aslında bir saray. Flaman soylularından Louis de Gruuthuse’un bir zamanlar yaşadığı ev. Dışardan hayranlıkla izlediğim evlerden biriydi burası. Brüj’de nasıl bir hayat yaşandığına dair önemli ipuçları veriyor. Şehri daha iyi anlamak için böyle bir evi gezmek gerekiyor.

Ayrıca, balkondan Boniface manzarası muhteşemdi.

7. Boniface Köprüsü

Boniface Köprüsü, Rozenhoedkaai ile birlikte muhtemelen Instagram’da en sık paylaşılan Brüj fotoğraflarından biridir. Ne zaman geçsem köprüde yoğun bir kalabalık vardı. Fotoğraf çekmek isteyenler tarafından kuşatılmış gibiydi.

Boniface Köprüsü, Brüj.
Boniface Köprüsü

Bu ilgi boşuna değil. Köprü, Brüj’ün ünlü kanalları üzerinde yer alıyor ve şehrin tarihi dokusunu en güzel şekilde yansıtıyor. Brüj’ün romantik ve tarihi atmosferini yakalamak istiyorsanız bu köprüden siz de geçmelisiniz.

8. Minnewater (Aşk Gölü)

7 saattir ayaktayım ve şehri keşfe devam ediyorum. Minnewater, Brüj’ün tarihi merkezinden biraz uzakta, sakin bir kaçış noktası oldu. Yeşil park alanı, taş köprüleri ve yakınlardaki tarihi binalarıyla çevrili bu güzel göl kenarındaki banklarda biraz dinlenme fırsatı buldum.

Minnewater, aynı zamanda “Aşk Gölü” olarak da bilinir ve adını gölün etrafında anlatılan romantik bir efsaneden alır. Efsaneye göre, genç bir kadın olan Minna, babasının onu zengin bir adamla evlendirmesini istemediği için bir gün bu adamdan kaçarken göle düşer ve hayatını kaybeder.

Minnewater, Brüj.
Minnewater

Brüj’de at arabalarının nal sesleri her yerde duyuluyordu ve at arabalarıyla şehir turları oldukça yaygındı. Minnewater’ın girişinde bu at arabalarının beklediği bir bölge bulunuyordu. Yakındaki bir kahve dükkanınına oturdum, ağaçların altında keyifli bir mola verdim. Günün yorgunluğunu atları izleyerek atmaya çalıştım. Çok bakımlı ve güzellerdi.

9. Blinde-Ezelstraat Geçidi

Bu sokaktan defalarca geçtim. Dar bir sokak olan Blinde-Ezelstraat’ın iki tarafı zarif bir geçitle birbirine bağlanıyor. Barselona‘daki Carrer del Bisbe’yi anımsattı.

Blinde-Ezelstraat, Brüj.
Blinde-Ezelstraat

Tarihi kaynaklara göre, eskiden bu sokakta Kör Eşek adında bir pansiyon da bulunuyordu. Sokaktaki bu ilginç ad, bira üreticilerinin tesislerinde çalışan eşeklerin gözlerini bağlama geleneğinden kaynaklanıyor. Eşekler bira fabrikalarındaki koşu bantlarında uzun süre boyunca dairesel bir yol çizerlerdi. Bu uygulama ile eşeklerin başlarının dönmesi engellenirdi.

10. Kanal Turu

Bir Brüj seyahati, kesinlikle kanal turuyla tamamlanmalıdır.

Gün boyunca Brüj’ü adım adım keşfettim ve neredeyse her yeri ziyaret ettim. Ancak gezdiğim yerleri şehrin kanallarından izleme fırsatını bulduğumda, bu deneyim gerçekten büyüleyiciydi. Suyun yüzeyinden bakarken Brüj, adeta gerçek bir rüya gibi görünüyordu.

Kanal turu, Brüj.
Kanal turu

Bu turlara kanalın farklı bölgelerinden katılabilirsiniz ve yaklaşık yarım saat sürüyorlar. Tur sırasında İngilizce ve birkaç diğer dilde önemli noktalar hakkında bilgi veriliyor. Brüj’de geçirdiğim zaman içinde en çok keyif aldığım deneyimlerden biriydi diyebilirim

11. Brugse Vrije

Burg Meydanı’na geldim. Musea Brugge Card ile gezdiğim son yer Brugse Vrije oldu. Bu bina tarihsel olarak Flandre bölgesinin yönetim merkezi olarak hizmet verdi.

Brugse Vrije iç mekan, Brüj.
Brugse Vrije

Önceden bahsettiğim gibi, Brüj eski zamanlarda ne kadar zengin bir şehir olduğunu gösteren birçok işarete sahiptir. Brugse Vrije binası da bu zenginliğin bir yansıması olarak karşımdaydı. Özellikle davetlerin düzenlendiği salon kısmındaki süslemeler, göz kamaştırıcıydı.

12. Borsa Meydanı

Finansal borsaların henüz kurulmadığı dönemlerde, menkul kıymetlerin alım satım işlemleri genellikle bir satıcı ile bir alıcı arasında meydan benzeri açık alanlarda gerçekleşirdi. Brüj’de de benzer şekilde, Van der Buerse ailesinin işlettiği hanın önü bu tür işlemler için popüler bir buluşma noktasıydı. 1309 yılında Brüj’de resmi bir borsa kuruldu ve bu mekan, o tarihten itibaren “Beurs” adını aldı. İşte bu yer, borsanın adını aldığı yerdir.

Borsa, Brüj.
Borsa işlemlerinin yapıldığı o ilk meydan.

Brüj’den ayrılmadan Ortaçağ’ın Wall Street’i olan bu meydana da uğramadan edemedim.

13. Jan Van Eyck

Rönesans döneminin önde gelen Flaman ressamlarından Jan van Eyck’ın heykelini kanal turu sırasında görmüştüm. Brüj’den ayrılmadan önce onun heykelini daha yakından görmek istedim.

jan van eyck heykeli bruj
Jan van Eyck heykeli, Brüj.

14. Waffle

Brüj’de son saatlerimi Grote Markt’ta geçirdim. Sabahın erken saatlerinde meydanın sessizliği ile başlamıştı günüm. Şimdi kalabalıktan geçilmiyordu. Meydanda, minik bir kamyonette waffle satılıyordu. Çıtır çıtır olan Brussels waffle’dan bir tane aldım ve yanında kahve de sipariş ettim. Belfry’ın dibindeki taştan çıkıntıya oturup Brüj’deki son anlarımın keyfini çıkardım.

Waffle Standı, Brüj.
Waffle standı

Brüj’ü gezmeye geldiğimde, birçok kişi Bu şehirde yürüyemezsin!demişti ve şimdi anlıyorum ki haklılarmış. Her köşe başındaki tarihi ve muhteşem yapılardan yürüyemiyorsunuz. Sıradan hiçbir şey yok. Bu güzellikler arasında sürekli olarak etkilenmemek elde değil.

Brüj artık Avrupa’da öncelikle görülmesi gereken şehirler listemde Floransa’nın yanında yer alacak. Listede şimdilik iki şehir var.

Ölü Brüj

Brüj’den seyahatimin üzerinden neredeyse 1 ay geçti, ancak şehrin etkisi hala üzerimde. Brüj hakkında bir şeyler okumak istedim. Özellikle bu şehirde geçen bir roman olan Georges Rodenbach’ın “Ölü Brüj” adlı eseri dikkatimi çekti. Kitabı hemen aldım ve okudum, zaten oldukça ince bir kitaptı.

Rodenbach’ın Brüj’ün tarihi ve karanlık atmosferini ustalıkla yansıttığı bu eser, şehrin büyüleyici ve melankolik ruhunu hissettiriyor. Ben şehri gezmek için yaz mevsimini seçmiştim. Ancak bu kitabı okuduktan sonra Brüj’ün gerçek ruhunun sonbaharla daha çok örtüştüğünü fark ettim.

Brüj Gezilecek Yerler Haritası

Haritadan yukarıda bahsetmiştim. Brüj’de gezilecek yerler için zamanınızı en verimli şekilde kullanacağınız bir rota. Umarım işinize yarar. Bu rota ile Brüj’ün tarihi ve turistik mekanlarını rahatlıkla gezebilirsiniz. Keyifli bir gezi geçirmenizi dilerim!

Visited 19 times, 1 visit(s) today

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir