Ana SayfaAlmanyaBerlinBerlin Gezilecek Yerler: Günaydın Berlin

Berlin Gezilecek Yerler: Günaydın Berlin

Berlin gezintim sabahın erken saatlerinde başladı. Güneş henüz doğmamıştı. Bir günde gezilebilecek ne kadar yer varsa gezmek istiyorum. Bu yazımda, Berlin gezilecek yerler listemden bazı notları bulacaksınız.

“Berlin” diyor Marquez, “tam bir saçmalık.” İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra çok az yapının ayakta kaldığı Berlin’ e yaptığı seyahatin ardından söylüyor bu sözü. Berlin, o zamanlar savaştan en büyük yara alan şehirlerden biridir. Sıcak savaş biter, soğuk savaş başlar. Bu defa da, soğuk savaşın sembol şehridir. Uzun yıllar kendine gelemez. Sanayileşme dahisi Almanlar, Berlin’i bir türlü metropol yapamazlar.

Doğal olarak, böyle bir şehirde en çok merak edilen yerler savaşlardan arda kalanlar oluyor. Halbuki, Berlin’in nerdeyse bin yıllık geçmişi var. Bir zamanlar, Avrupa’nın en büyük şehirlerinden biriymiş. Londra’dan sonra ikincilikte Paris’le yarışırmış. Bir Berlin seyahatinde, savaşların dışında da gezilip görülmesi gereken birçok yer var.

Berlin Gezilecek Yerler

Unter den Linden: Hitler’in büyük bulvarı

Bugün, Berlin’nin adını dünya şehirleri arasında ilk duyuran Ihlamurlar Altında Caddesi’ndeyim (Unter den Linden) ve Berlin’i tekrar geziyorum. Berlinlilerin Şanzelize’si burası. Nüfusun henüz 20 binlerde olduğu 17. yüzyılda yapılmış bir cadde.

Sabahın ilk ışıkları, hava bir kış gününe göre mükemmel. Bu caddeyi özellikle seçtim. Çünkü, burası Berlin’in en güzel caddesi.

Unter den Linden’de sabahın ilk ışıkları.

Branderburg Kapısı

Ihlamurlar Altı Caddesi’ni gezmeye Branderburg Kapısı’ndan başlıyorum. Eskiden şehri saran Berlin surlarından geriye sadece bu kapı kalmış. Şanzelize Caddesi’nin başlangıcındaki Zafer Takı’nı (Arc de Triomphe) anımsatıyor.

Eskiden, Berlin’e giriş ve çıkışlar bu kapıdan yapılırdı. Ortada diğerlerine göre biraz daha büyük olan kapıdan saray arabaları, diğer kapılardan ise halkın geçerdi..

Asırlar boyunca, Berlin’i dışarıya açan bu gösterişli kapı, İkinci Dünya Savaşından sonra Berlin’i ikiye böler. Doğu ve Batı Berlin arasındaki resmi sınır olur.

Branderburg Kapısı

Günümüzde ise Berlin’de en fazla ziyaret edilen yerlerdendir. Öyle ki, turistler daha rahat selfie çeksinler diye özel bir platform yerleştirmişler. Özellikle yaz aylarında çok kalabalık oluyor. Kapının bir tarafı Ihlamurlar Altında Caddesi’ne, diğer tarafı ise Berlin’ nin devasa şehir parkı Tiergarten’a açılıyor.

İlk dikkatimi çeken bina Hotel Adlon oldu. Berlin’nin ilk lüks oteli Hotel Adlon 1900’lü yılların başında açılmış. Ancak asıl ününü, Michael Jackson’nın bu otelde kalmasından sonra yakalıyor. Michael Jackson’ın 9 aylık çocuğunu camdan sarkıtıp, hayranlarını selamladığı otel.

Hotel Adlon

Otelin ziyaretçileri arasında birçok ünlü isim var. Bu isimlerden biri de Atatürk’tür. Atatürk, Birinci Dünya Savaşı sırasında 10 gün Hotel Adlon’da kalır.

Berlin Duvarı

Ihlamurlar Altında Caddesi’nden ayrılıp, milyonlarca Berlin’linin hayatını etkilemiş bu duvarı görmeye gidiyorum. Soğuk savaşın en büyük simgesi. 28 yıl boyunca Berlin’i ikiye ayıran duvara geldiğimde biraz şaşırdığımı belirtmeliyim. Açıkçası daha büyük ve kalın bir duvarla karşılaşacağımı zannediyordum.

Berlin Duvarı

Yaklaşık 3.5 metre yüksekliğinde çok da kalın olmayan bir duvarla karşılaştım. Bir zamanlar 155 km boyunca uzanan Berlin Duvarı’ndan kalanlar. Kasım 1989’da duvar yıkılarak şehri ikiye ayıran sınır ortadan kaldırılmıştı. Günüzümde, duvarın geçtiği yerleri gösteren iki sıra halinde taş döşelidir. Berlin’de dolaşırken her an Berlin Duvarı’ndan bu izlere rastlayabilirsiniz.

Bir zamanlar Berlin Duvarı’nın geçtiği yerleri gösteren taşlar.

Checkpoint Charlie

Berlin’de diğer bir simgesel noktada burasıdır. Soğuk savaş döneminden bir sınır geçiş noktası. Orijinal haliyle korunan arama kabininin önü, fotoğraf çektirmek isteyenler tarafından kuşatılmıştı. Arkadaki müzeyi ziyaret ederek kontrol noktasınının hikayesini daha detaylı görebilirsiniz.

Checkpoint Charlie

Berlin Katedrali ve Televizyon Kulesi

Ihlamurlar Altında Caddesi’ne tekrar dönüyorum. Spree nehrine doğru devam ederek Berlin Katedrali’ne geliyorum. Katedral Spree Nehri’nin hemen yanında. Sevimli bir mimarisi var.

Berlin Katedrali

Katedralin yakınında, neredeyse bütün Alman şehirlerinin olmazsa olmazı TV kulelerinden bir tane de burada var. Nehrin kenarı da kısa bir gezinti için güzel bir yer.

Tiergarten

Berlin’in tam ortasındaki devasa şehir parkı. Bir bisiklet kiralayıp parkta dolaşabilirsiniz.

Tiergarten’daki Goethe heykeli

Friedrichstrasse Caddesi

Otele dönerken Friedrichstrasse tren istasyonunu kullandım. Yol üzerinde Berlin’ in meşhur kitapçısı Dussmann’ a uğradım. Kitapseverlerin görmesi gereken bir yer. Orta çaplı bir AVM büyüklüğünde bir kitapçı.

Ihlamurlar Altında Caddesi’ nden sonra, Berlin’ in ikinci önemli caddesi olan Friedrichstrasse Caddesi’ni gezmeyi başka bir zamana bırakıyorum.

Son olarak, İkinci Dünya Savaşı’ndan hemen sonra Berlin’de kaydedilen aşağıdaki videoyu paylaşmak istiyorum. Bugün turistler büyük ilgi gösterilen yerlerin bir zamanlar ne halde olduğunu gösteren bir video.

- Reklam -

Son Eklenenler