Ana SayfaTaylandBangkokBangkok Gezilecek Yerler: Kısa Gezintiler

Bangkok Gezilecek Yerler: Kısa Gezintiler

Bangkok gezilecek yerler listemi Tayland’a yolum düştükçe yarım günlük kısa gezintiler halinde tamamlamaya çalışıyorum. Geçen gelişimde Çin Mahallesi’ni gezmiştim. Bugün ise Wat Pho Tapınağı’nı gezmeyi, dönüşte de Wat Pho Rıhtımı’na uğramayı düşünüyorum.

Hava Gezmek İçin Muhteşem

Uzun bir uçak yolculuğunun ardından Bangkok’a öğleye doru varıyorum. İlk dikkatimi çeken şey havada hiç nemin olmaması oluyor. Daha önce yaz aylarında geliştim ve havadaki nemden nefes almak mümkün değildi. Şehri gezmek için iyi bir zamanda burada olduğumu anlıyorum. Kasım aylarının sonları bu arada.

Yeni Bir Ulaşım Uygulaması Denemesi

Birkaç saat uykunun ardından öğleden sonra uyanıyorum. Çok fazla vaktim yok, sadece beş altı saatim var. Zaten bu şehre ne zaman gelsem çok bir vaktim olmuyor. Ben de her gelişimde Bangkok gezilecek yerler listemden birkaç yer seçerek geziyorum. Belki de şehri tamamen gezmek yıllarımı alacak ama şimdilik elimden gelen bu.

Bugünkü planımda meşhur Yatan Buda heykelini görmek ve Chao Phraya Nehri kenarında biraz dolaşmak var. Kaldığım otel buralara biraz uzakta. Yakınlarda hem metro he tren istasyonu var ama ben hızlı olması için taksi çağırıyorum. Tayland’da ulaşım için Grab uygulaması daha yaygın kullanılıyor. Ama bu sabah yeni bir uygulama duydum. Onu deneyeceğim. Uygulamanın adı Bolt, en iyi taksi fiyatları buradaymış.

Gideceğim yerin adını (Wat Pho) uygulamaya yazıyorum, bir şey çıkmıyor. Wat Pho Pier çıkıyor, ben de onu seçiyorum. Ulaşım zamanını 35 dakika gösteriyor. Taksi geliyor ve otelin önünden taksiye biniyorum. 35 dakika geçiyor, biz hala trafikteyiz. Uygulama 21 dakika daha yolumuzun olduğunu söylüyor. Trafik yavaş akıyor. Biraz daha ilerledikten sonra gideceğim yere henüz varmadan, taksiden iniyorum. Belki farklı bireyler görürüm diye bundan sonrasını yürüyerek gitmek istiyorum.

Tayland Sokak Lezzetleri

İndiğim cadde kalabalık. Çiçek tezgahlarının ortasındayım. Birçok satıcının tezgahında çiçekten yapılmış taçlar var, tezgahların arkasında da birileri sürekli yeni taç yapıyor.

Ara ara meyve satan tezgahlar da var. Tanıdık bir tatla karşılaşıyorum. Afrika’dan Tanzanya’dan tanıyorum bu tadı. Jackfruit satan tezgahı görünce eski bir dostu görmüş gibi seviniyorum. En sevdiğim tropikal meyve olabilir. Hemen bir tane sipariş veriyorum. Görüntüsü dürian meyvesine benzese de aslında onunla alakası yok, öncelikle bu meyve kokmuyor. Daha önce yine Bangkok’ta Çin Mahallesi’nde denemiştim dürianı ama sevmemiştim.

Bangkok'ta tropikal meyveler: Jack Fruit.
Jack Fruit satılan bir tezgah, Bangkok.

Chao Phraya Nehri’ne dökülen kanallardan birine denk geliyorum. Kanaldan su değil de çamur akıyor sanki, çok bulanık. İki genç balık tutuyor. Biraz onları izliyorum. Tuttukları balıkları gösteriyorlar, üç tane. Biri çupraya benziyor ama değil, diğer ikisi aynı balık ama bildiğim bir balık değil, bizde olmayan bir balık. Bir yandan da kıyıya nehir turu yapan bir tekne yanaşıyor. Birileri iniyor birileri biniyor. Nehir turu güzel olabilirdi, ama başka bir zamana bırakıp ayrılıyorum. Wat Pho’ya çok yaklaştım çünkü.

Çim Jeli

Yeniden tezgahların arasındayım.Bangkok tam bir sokak lezzetleri cenneti. Adını bilmediğim, tadına bakmaya cesaret edemediği onlarca farklı lezzet arasında ilerlerken yaşlı bir amcanın tezgahı dikkatimi çekiyor. Tezgahın üzerinde birkaç büyük çaydanlık ve yanında ise içinde simsiyah jel olan bir kova duruyor. Merak ediyorum. Siyah olan şeyin ne olduğunu soruyorum ama anlaşamıyoruz.

Neyse ki o sırada bir müşteri geliyor ve bu siyah jelden sipariş veriyor. Amca büyük bir çeviklikle bir kaseye biraz siyah jelden koyuyor, üzerine bir sıvı döküyor, içine de birkaç toz (baharat mı tatlı mı anlayamadığım) bir şeyler atıyor. Hazırladığı kaseyi yandaki plastik masanın üzerine bırakıyor. Siparişini alıp götürmek isteyenlerin karışımını şeffaf plastik poşetin içerisine yapıyor. Sadece bu tezgahda değil, diğer tezgahlarda da paket servis isteyenlerin siparişi bu şeffaf poşetlerin içerisine yapılıyordu.

Siyah jelin çim jeli, sıvının ise zencefil olduğunu öğreniyorum. Hazırladığı karışımın adı ise “Chaokuai” imiş. Bana Adana’nın bici bicisini anımsattı.

Wat Pho Tapınağı

Wat Pho’nun önündeyim. Çok yoğun değil, daha kalabalık olmasını bekliyordum. Hatta bilet satılan yerde kimseler yok. Hiç beklemeden biletimi alıp tapınağın kapısının önüne geliyorum. Tapınağı ziyaret için kıyafet kurallarının olduğu bir pano var girişte. Ayakkabılarımı çıkarıp bir çantaya koyuyorum. Kadınlar için de gerektiğinde etek dağıtılıyor.

Wat Pho Tapınağı avlusu, Bangkok.
Wat Pho Tapınağı avlusunda ziyaret edenler, Bangkok.

Birkaç adım sonra kendimi Yatan Buda heykelinin önünde buluyorum. Daha önce daha büyük bir Buda heykelini Hong Kong’da görmüştüm ama o oturuyordu. Bu kadar büyük bir yatan Buda heykelini ilk defa görüyorum. Heykelin bulunduğu alan çok geniş değil. Aksine oldukça dar sayılabilcek bir koridor boyunca ilerliyorsunuz. Bu da hem heykeli bütün haliyle görmeyi hem de fotoğraf çekmeyi zorlaştırıyor. Neyse ki fazla kalabalık değil.

Wat Pho’nun Hikayesi

Tapınağın hikayesine Wikipedia’dan göz atıyorum. Tayland’da Budist tapınaklarına “Wat” dendiğini öğreniyorum, “Pho” ise Buda’nın Nirvana’ya ulaştığı kutsal bir incir ağacının adıymış.

Wat Pho’nun hikayesi tapınak kurulmadan çok daha önce başlıyor. Rivayete göre; burada yaşayan yaşlı ve yalnız bir Budist rahibe, yolculuk edenlere su ve yemek verirmiş. Bunula birlikte şifalı bitkilerle bazı tedavi yöntemleri de uygularmış. Tapınak kurulduktan sonra burası bir şifa merkezine dönüşmüş ve Thai tıbbının merkezi haline dönüşmüş. Bugün Tayland’la özdeşleşen Thai masajının kökeni Wat Pho’ya dayanıyor.

Yatan Buda Heykeli

Wat Pho’da turistlerin ilgi kaynağının asıl merkezi Yatan Buda heykeli. 46 metre uzunluğunda 15 metre yüksekliğinde dışı altın kaplamalı devasa bir heykelin ilgi çekmemesi olanaksız.

Heykelin dikkat çekici tarafı sadece boyutları değil, aynı zamanda alegorik anlamlarla dolu birçok detay da heykeli daha ilgi çekici hale getiriyor. Mesala; heykelin sağ yana yatmış olması Nirvana’ya giriş anını simgeliyor, altın kaplama saf zihin, uzun kulaklar dünyevi lüksten vazgeçme gibi anlamlar taşıyor.

Wat Arun Tapınağı'ndaki Yatan Buda Heykeli, Bangkok
Bangkok Wat Pho Tapınağı’ndaki devasa boyutlardaki Yatan Buda heykeli.

Ama asıl güçlü alegorik anlamlar heykelin sedef süslemelerle kaplı devasa ayak tabanında gizli. Lotus çiçeği saflık, Dharma Çarkı Buda öğretisinin hareketi, fil güç, sonsuz düğüm karma döngüsünün çözümü, kaplan ve aslan motifleri ise korkusuz bilgelik gibi daha birçok alegorik anlam içeren simgelerle süslü kocaman bir ayak tabanı.

Özetle, bütün bu detaylarda Nirvanaya giden yolun alegorisi gizli diyebiliriz.

Yatan Buda’nın bulunduğu yapının duvarları ve tavanı da birçok resimle süslenmiş durumda. Buda’nın önceki yaşamını, cenneti ve cehennemi, kozmik düzeni ve erdemli yaşamın önemini anlatan sahneler duvarlara resmedilmiş. Sistina Şapeli‘nin tavan süslemelerini anımsattı.

Konik Kuleler ya da Stupalar

Wat Pho’nun avlusuna çıkıyorum. Koni şeklinde yükselen dışı rengarenk çiçek figürleriyle süslü bir çok stupa (Tayland’da bunlara Chedi diyorlarmış) denen yapıların arasında yürüyorum. İçlerine giremedim ama anladığım kadarıyla bir nevi türbenin Budizm’deki karşılığı. Bazılarının içlerinde kral külü ve özel eşyalarının olabileceği söyleniyor ama hangilerinde var emin değilim. Dört büyük stupa dikkat çekici; yeşil olan Kral 1. Rama, beyaz olan Kral 2. Rama, sarı olan Kral 3. Rama, mavi olan ise Kral 4. Rama adına yapılmış. Tayland’ın kurucu hanedanı Chakri Krallığı’nın kralları.

Wat Pho Tapınağı'nın avlusundaki stupalar.
Stupa ya da Chedi’ler. Wat Pho Tapınağı avlusu, Bangkok.

Avluda stupaların arasında biraz dolanıyorum. Derken bir gonga denk geliyorum. Tokmağı elime alıp hayatımda ilk defa bir gonga vuruyorum. Ardından Bangkok gezilecek yerler listemdeki son durak olan Wat Pho Rıhtımı’na doğru yöneliyorum.

Wat Pho Rıhtımı

Chao Phraya Nehri’ne çıkan bir ara sokaktayım. Kalabalığın peşine takıldım, girdim bu sokağa. Sonunda bir kule görünüyor. Paris’te bir ara sokağa girersiniz de Eyfel çıkar birden karşınıza, benzer bir durum. Burda Eyfel yok sadece Wat Arun Tapınağı var.

Nehir kenarına yaklaşıyorum. Kalabalıktan nehir kenarında yer bulmak imkansız. Zaten küçük bir alan. Herkes gün batımında Wat Arun’u izlemek için burada. Tam sahilden olmasa da biraz geriden tapınağı ve tapınağı izleyen kalabalığı izliyorum. Yolun ortasında bir sokak sanatçısı keman çalıyor, ortamı hafiften romantizm katıyor. Bu esnada tapınağın ışıkları yanıyor. Bir anda hemen herkes telefonlarına asılıyor. Tapınağın ve nehrin oluşturduğu bu muhteşem anın fotoğraflarını çekiyorlar.

Bangkok Gezilecek Yerler Wat Arun Tapınağı.
Gün Batımında Wat Arun Tapınağı, Bangkok.

Daha sakin bir yer bulmak için nehir kenarında yürümeye başlıyorum. Birkaç metre ilerde ilginç bir biçimde kimse yok. Sadece bir kişi kuytuya çekilmiş manzaraya karşı önündeki kitaptan sesli bir şeyler okuyor. Ben de, günün en güzel karesini yakalıyorum.

Akşam Trafiği

Hava kararıyor, otele dönmeye karar veriyorum. Bu kez Bolt’a otelin adını yazıyorum. Fiyatlar biraz artmış olsa da hala makul denilebilecek rakamlar. Ancak kimse yolculuğu kabul etmiyor. Birkaç defa deniyorum ama sonuç aynı. Muhtemelen akşam trafiğinden dolayı kimse otelin olduğu bölgeye gitmek istemiyor. Daha fazla vakit kaybetmeden yoldan bir taksi çeviriyorum. Buraya gelirken ödediğimin iki katından daha fazla bir fiyat söylüyor. Ne kadar pazarlık yapmaya çalışsam da boşuna. O da biliyor bu trafikte oraya kimsenin gitmeyeceğini. Otobandan götüreceğini söylüyor. Eskiden Ankara’dan İstanbul’a otobüsle gelirken derleri otobandan gidiyoruz diye. O aklıma geliyor. “Otobandansa tamam o zaman” diyorum.

Günün sonunda, taksi şoförü trafikle boğuşurken ben de Bangkok gezilecek yerler listemden bir yerin üzerini daha çiziyorum. Bir sonraki gelişimde daha fazla vaktim olursa, meşhur yüzen marketleri gezmeyi planlıyorum.

Çin Mahallesi

Çin mahallesini, Bangkok’a önceki gelişimde gezmiştim. Oldukça hareketli ve renkli bir yerdi. Bangkok’ta yerel tatları denemek için gidilecek yerlerin başında yer alıyor. O günden aldığım bazı notları merak edenler için şuraya bırakıyorum: Bangkok’ta Bir Öğleden Sonra: Çin Mahallesi’nde Sokaklara Karışmak

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bunlar İlgini Çekebilir