Yazının İçeriği
Taşkent’in 2026’daki en yeni durağı: Özbekistan İslam Medeniyeti Merkezi. Hz. Osman Mushafı’nın yeni evi ve modern müzecilik deneyimi…
Özbekistan İslam Medeniyeti Merkezi, Taşkent’te kaldığım otelden çıkarken aklımın köşesinde bile yoktu. Aslında planım Emir Timur Müzesi’ni gezmekti. Otele çağırdığım taksiyi beklerken telefonumdan buraya dair açılış saatleri, giriş ücreti gibi bazı bilgilere bakıyordum. Kapalı olduğunu ise tam taksiye binerken öğrendim. Emin olmak için şoföre sordum, o da pek bilmiyordu. Ama yeni bir yer açılmış, istersem oraya götürebilirmiş… Neden olmasın dedim. Çıktık bir kere.
Yol yakın değildi, üstüne biraz da trafik vardı. Bu kadar geniş yollarda nasıl trafik olabileceğini düşünürken Taşkent’e ilk geldiğim günü hatırladım. Belki de 15 yıl kadar önceydi. Bu kadar kalabalık değildi. Aklımda hayal meyal kalan, şehrin simgesel yapılarından birine ait bir görüntü vardı. Sonradan Semerkant’a gittiğimde benzerlerinden onlarcasını göreceğim tarihi yapının adını hatırlayamadım. Ama içimden bir his o tarafa doğru gittiğimizi söylüyordu.

Taşkent’in En Yeni Müzesi
Hatırlamaya çalıştığım tarihi yapının adının “Hazreti İmam Camii” olduğunu, taksici beni hemen yanındaki otoparka bırakınca öğrendim. Bu caminin hemen yanında aynı mimari tarza sahip çok daha büyük boyutlarda yeni bir yapı vardı. Öğrendim ki burası Taşkent’in çiçeği burnunda müzesi Özbekistan İslam Medeniyeti Merkezi imiş ve kapılarını açalı henüz 10 gün olmuş.

Müzenin önü ana baba günüydü. İlk başta o kalabalığın bilet kuyruğu olduğunu sandım ama yanılmışım. Biletler biraz ileride, parkın içinde derme çatma bir tentenin altında satılıyordu. Müze o kadar yeniydi ki henüz kalıcı bir gişesi bile yoktu. Gidip biletimi aldım. Doğrusunu söylemek gerekirse, giriş ücreti ilk başta biraz yüksek geldi. Ama müzeden ayrılırken kesinlikle hak ettiğini düşündüm.
Rehber Eşliğinde Tur
Girişte ziyaretçiler dil tercihlerine göre Özbekçe, Rusça ve İngilizce konuşan gruplara ayrıldı. Her gruba bir rehber eşlik etti. Rehberimizin heyecanı, yeni açılan bu müzede görev yapmanın mutluluğu gözlerinden okunuyordu. Yaklaşık 2 saat sürecek olan gezimiz, genişçe bir holden başladı. Bu holde İslam’ın altın çağından büyük alimlerin devasa mozaikleri sıralanıyordu: İbn-i Sina, İbn-i Arabi, Harezmi, Farabi…
Bu hol, eserlerin kronolojik sıraya göre düzenlendiği dört ana bölüme açılıyordu: İslam Öncesi, Birinci İslam Rönesansı, İkinci İslam Rönesansı ve Yeni Özbekistan. Ancak rehberimiz, akıllıca bir karar verdi ve sıralamayı bozdu. Doğrudan Birinci İslam Rönesansı kapısından içeri girdik. Diğer gruplar gelmeden burayı gezmenin daha iyi olacağını düşünmüştü
Dünyanın En Eski Kur’an-ı Kerimi
Üçüncü Halife Hz. Osman döneminde çoğaltılan ve İslam dünyasının en eski el yazması Kur’an-ı Kerim nüshalarından birinin burada sergilendiğini bilmiyordum. Özbekistan İslam Medeniyeti Merkezi’nin kalbi, en nadide eseri olan Hz. Osman Mushafı büyük mavi bir kubbenin altında sergileniyordu. Rehberimiz kenardaki oturaklara oturmamızı söyledi. Işıklar kapandı. Kubbe ile duvarlar devasa bir dijital tuvale dönüştü. Görsel bir şölen başladı, ezan sesi de buna eşlik etti. Buradan sonra müzeye bakışım tamamen değişti.

Daha önce defalarca müze gezdim ama böyle bir sergi salonunu ilk kez görüyordum. Bana İstanbul’daki Van Gogh dijital sergisini anımsattı. Muhtemelen geleceğin müzeleri artık yalnızca eserlerin sergilendiği yerler değil, tarihin yeniden yaşatıldığı mekanlar olacak.
Kubbe ve duvarların görsel şovunun ardından mushafı yakından görme ve hikayesini rehberimizle konuşma imkanım oldu. İslam dünyasının en eski ve en kıymetli el yazması Kur’an-ı Kerim nüshalarından biri olduğunu; ceylan derisi üzerine Kufi hatla yazıldığını öğrendim. 14. yüzyılda Emir Timur, Bağdat seferi sırasında bu mushafı Kufe’den Semerkant’a getiriyor. Mushaf daha sonra bir dönem St. Petersburg’a götürülüyor. 1917 Devrimi’nden sonra ise Lenin tarafından iade ediliyor.
Geyik Figürü ve Birkaç Satranç Taşı
İslam Öncesi bölümüne geçtiğimizde karşılaştığım ilk eser, bronz bir geyik figürüydü. Bir anda Ankara’ya, Anadolu Medeniyetleri Müzesi‘ndeki o meşhur güneş kurslarına gittim. Salonda buna benzer daha birçok figür vardı. Bir de 2. yüzyıldan kalma bir satranç masası ve birkaç satranç taşı vardı. Bir oyunun ne kadar eski olabileceğini gösteriyordu.

Tarihin Taşlı Yollarında
Ekranlarda bu döneme ait önemli isimlerin yapay zeka ile görselleştirildiğini fark ettim. Tarihsel figürlerin bu şekilde canlandırılmasını daha önce sosyal medyada denk gelmiştim ancak bir müzede ilk kez görüyordum. Tarihsel olayları, o tarihi yapanların bizzat kendileri tarafından anlatılması müze tanımını değiştiriyor. Hatta bazı alanlarda, tarihin o taşlı yollarında onlarla birlikte yürüyormuş hissi veriyor.
Bir de şaşırtıcı bir bilgi: Büyük İskender, Makedonya’dan yola çıkıp bugünkü Özbekistan topraklarına, Maveraünnehir’e kadar gelmiş. Tarih kitaplarında hep Cengiz Han’ın veya Emir Timur’un batıya, Anadolu’ya ve ötesine uzanan seferlerini okuduk. Batıdan da buralara gelenler olduğunu bilmiyordum.
Orta Asya’da daha önce birkaç müze gezmiştim. Açıklamaların yalnızca Kiril alfabesiyle yazıldığı vitrinler arasında dolaşırken çoğu zaman neye baktığımı tam anlayamaz, sıkılırdım. Bu müzedeki fark ise gerçekten etkileyiciydi. Bilginin yalnızca sergilendiği değil, üç dilde Özbekçe, Rusça, İngilizce paylaşıldığı, teknolojiyle dile geldiği bir atmosfer vardı. Üstelik Türk olduğumu söyleyince, istersem Türkçe bilen bir rehberin de eşlik edebileceğini söylediler. Bunu duymak müzeye olan sempatimi daha da artırdı.
İpek Yolu
Müze turumuzu yarılamıştık ki ipek galerisine geldik. İpeğin kozadan kumaşa, oradan da İpek Yolu üzerinden dünyaya nasıl yayıldığını anlatan sergiler ve devasa bir İpek Yolu maketi vardı.

Daha önce Semerkant’ta, İpek Yolu’nun en önemli duraklarından biri olan Registan’ı ziyaret etmiş, orada hala ipek satılan dükkanları görmüştüm. Özbekistan’ın İpek Yolu için önemli bir yer olduğunu biliyordum. Ancak bunun ipek üretiminden değil, ipek kumaşlar üzerine işlenen muhteşem desenlerden kaynaklandığını burada öğrendim. Kullanılan ipeğin neredeyse tamamı Çin’den geliyormuş. Yani mesele sadece kumaşın kendisi değil, o kumaşı bir sanat eserine dönüştüren Orta Asya estetiğiymiş.
Kitaplar Arasında
Semerkant, Buhara ve Hive… Bu kadim şehirler, sadece ticaretin değil, bir dönem astronomiden tıbba, felsefeden tasavvufa kadar uzanan geniş bir yelpazede insanlığın ortak mirasının inşa edildiği merkezlerdi. Girişte mozaikleri duvarlara işlenmiş o büyük isimlerin (İbn-i Sina, Biruni, Harezmi, Uluğ Bey, Farabi, Ali Kuşçu…) şimdi eserlerinin önündeydik. Bir yanda İbn-i Sina’nın tıp dünyasını aydınlatan notları, diğer yanda Uluğ Bey’in yıldızları yere indiren gözlemleri…

Modern Özbekistan
Müzedeki son durağımız, Özbekistan’ın bugünkü çehresini ve modernleşme serüvenini anlatan, teknolojik filmler ve detaylı maketlerle donatılmış Yeni Özbekistan galerisiydi. “Mahalle” adı verilen bir makette eski evlerin yerini modern yapılar almıştı. Özbekistan’daki bu dönüşümü bir önceki ziyaretimde zaten hissetmiş, şu yazımda da değinmiştim: Yıllar Sonra Taşkent: Şehir Değişmiş, Hatıralar Sessiz
Son Dakikalar
Müzedeki 2 saatlik turun sonundaydık ama müzeyi gezmek için kesinlikle yetersiz bir süre. Yolunuz buraya düşerse en az yarım gün ayırmanızı, galerileri aceleye getirmeden gezmenizi öneririm. Son zamanlarda yaşadığım en etkileyici müze deneyimiydi.
Özbekistan İslam Medeniyeti Merkezi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Özbekistan İslam Medeniyeti Merkezi giriş ücreti ne kadar (2026)?
Taşkent’teki Özbekistan İslam Medeniyeti Merkezi’ne giriş ücretleri 2026 yılı itibarıyla yabancı turistler için farklı kategorilerde belirlenmiştir. Yabancı turistler için giriş ücreti 25 dolardır. Yaklaşık iki saat süren rehberli tur ise ayrıca 10 dolar olarak uygulanmaktadır.
Güncel bilet fiyatları ve rezervasyon için iticket.uz adresini ziyaret edebilirsiniz.
Dünyanın en eski Kur’an-ı Kerim’i nerede sergileniyor?
Dünyanın en eski Kur’an-ı Kerim nüshalarından biri olan Hz. Osman Mushafı, Taşkent’teki Özbekistan İslam Medeniyeti Merkezi’nin ana salonunda, devasa mavi bir kubbenin altında sergileni.
Müzede Türkçe rehber hizmeti var mı?
Girişte yalnızca Özbekçe, Rusça ve İngilizce rehberler vardı. Ben İngilizce olana katıldım. Ancak tur esnasında rehberimiz müzede Türkçe rehber de olduğunu söyledi. Muhtemelen var ve ben müzeye girişte ona yetişemedim.
Müze gezisi ne kadar sürüyor?
Müze oldukça devasa bir alana yayılmış durumda. Rehber eşliğinde yapılan kapsamlı bir tur yaklaşık 2 saat sürmektedir. Müzenin tamamını bu sürede gezmenin mümkün olmadığını söylemekte fayda var. Turdan sonra siz müzede kalıp daha detaylı gezebilirsiniz.
Müze nerede?
Taşkent’te, tarihi Hazreti İmam Kompleksi’nin hemen yanında yer almaktadır.


