Ana SayfaKısa NotlarKültür SanatMilo Venüsü: Dur Gitme Çok Güzelsin

Milo Venüsü: Dur Gitme Çok Güzelsin

Milo Venüsü heykeli, Antik Yunan döneminin en önemli başyapıtlarından biridir. MÖ. 100 yıllarında yapılmış ve en iyi korunmuş Yunan heykellerindendir. Heykel Girit’in hemen kuzeyinde Milo adasında bulunduğu için Milo Venüs’ü denmektedir.

Milo Venüsü, günümüzde Paris’te Louvre Müzesi‘nde kendine ait bir alanda sergilenmektedir. Müzedeki en etkiyeci eserlerden biridir.

Şüphe yok ki, aşk ve güzellik tanrıçası Venüs’ü en güzel yansıtan heykeller arasındadır. Romalıların Venüsü ya da Yunanlıların Afrodit dediği bu ana tanrıçada, ideal güzelliğin yansıtıldığı bütün sanatseverler tarafından kabul edilmektedir. Bu güzellik birçok edebi esere konu olmuştur. Bu eserlerden biri de Goethe’nin Faustudur. Goethe, Venüs’ü tekrar canlandırıp kendi dönemine getirmek ister. Dr. Faust, Venüs ile karşılaştığı sahnede Onunla geçirdiği zamana; “Dur gitme çok güzelsin.” diyerek bu ideal güzelliğe atıfta bulunur.

Milo Venüsü Nerde ve Nasıl Bulundu?

Milo, küçük bir Yunan adasıdır. Heykel bu adada bulundu. Arkeologların dışında neredeyse kimsenin dikkatini çekmeyen kendi halinde bir ada. Milo ya da Melos elma anlamına geliyor. Yani adanın adı “Elma Adası” denilebilir.

Antik dönemde, Spartalılara hayranlık duyan Dorlar bu adada yaşıyordu. Sonrasında ada Atinalıların eline geçti.

1820 yılının Şubat ayı. Fransız denizcileri Milo adasına demir atmıştı. Denizcilerden Antik Yunan eserlerine büyük ilgi duyan Olivier Voutier, adada antik harabelerin arasında bir gezintiye çıkmıştı. Bu esnada orada yaşayan köylülerden biri antik bir tiyatronun etrafındaki taşlardan evini tamir etmek için uygun olanları ararken, tesadüfen bir mağara buldu Mağaranın ağzı büyük bir mermer levha ile kapatılı bir şekilde gizlenmiş haldeydi. İçerisinde ise bazı heykeller vardı. Voutier de bu ana şahit oldu. Bulunan eserlerin değerli parçalar olduğunu görür görmez anladı. Bin yıldan beri orada duran, iki parçaya ayrılmış kir pas içerisindeki Milo Venüsü bu şekilde bulundu. Heykelin kolları yoktu, burnu ve saçının düğümü kırılmıştı ve feci halde kirlenmişti.

Fransızlar çiftiden bu heykeli satın alıdı. Sonrasında Fransa’ya Louvre Müzesi’ne getirildi.

O dönem Fransızların Antik Yunan eserlerini toplamaya karşı büyük ilgisi vardı. Napoleon, sanata karşı çok da ilgili değildi. Fakat, bu eserlerin ülkesine büyük bir itibar kazandıracağının farkındaydı.

venus de milo heykeli louvre muzesi
Venüs de Milo heykeli, Louvre Müzesi

Louvre Müzesi’ne Geliş ve Restorasyon Çalışmaları

Milo Venüsü Şubat 1821′ de üç çuval içerisinde Louvre Müzesi’ne geldi. İki çuvalda Venüs’ün alt ve üst kısımlarından parçalar vardı.

Üçüncü çuvalda ise heykelin civarında bulunan ve üzerinde bir yazıt bulunan mermer bir levha vardı. Bu yazıtta “Meander’in Antakya vatandaşı olan Menides’in oğlu Aexandros heykeli yaptı.” yazıyordu. Bu yazıt eserin klasik döneme ait olup olmadığı hakkında kafalarda soru işareti oluşturdu. Çünkü Antakya’ anın kuruluşu MS. 3. yüzyıla kadar uzanıyordu. Yapıldığı dönem itibariyle Helenistik ama sanatsal özellikleri itibariyle de Klasik döneme ait bir eser bulunmuş oldu.

Milo Venüsü, Louvre’ a geldikten sonra eksik parçaların restore edilip sergilenmesi ya da bulunduğu gibi sergilenmesi arasında büyük bir ikilem oluyor. Nasıl bulunduysa öyle sergilenmesine karar veriliyor. İki kolu da yok mesela. Eserin orjinalinde sol elini havaya kaldırarak Paris’in ona verdiği elmayı tuttuğu, sağ eliyle de düşen örtüsünü tuttuğu belirtiliyor.

Neden Bu Kadar Meşhur

Milo Venüsü yaklaşık 200 yıldır Louvre’da sergileniyor. Yani Semadirekli Nike ya da Mona Lisa yokken o vardı. Müzenin ilk başyapıtlarından. Ayrıca, bugün dünyanın en meşhur müzelerinde gördüğümüz heykellerin birçoğu Antik Yunan heykellerinin Roma dönemi kopyalarıdır. O dönemden orijinal eserler çok nadirdir. Birçoğu yok olmuştur. Bundan dolayı, Milo Venüsü büyük ilgi görmektedir.

Kaynaklar

- Advertisement -