Ana SayfaRusyaMoskovaMoskova Gezilecek Yerler: Şehirle İlk Buluşmam

Moskova Gezilecek Yerler: Şehirle İlk Buluşmam

Bir zamanlar sadece haritalarda ve hayal gücümde var olan bu esrarengiz şehirle ilk buluşmam, sadece 24 saat sürdü. Moskova, beni göz kamaştırıcı güzellikleri ve tarihi zenginlikleriyle büyüledi. İşte Moskova’da geçirdiğim bu kısa ama yoğun bir güne dair hikayem.

Moskova’ya inişimde güneş yeni doğuyordu. Otelim, Vnukova Havalimanı’na yakın bir konumdaydı. Uzun bir uçuşun ardından hızla otele geçtim. Günün ilk ışıklarıyla birlikte Kızıl Meydan’ı ziyaret etme fikri aklıma geldi, ancak bütün gece yolda olduğum için oldukça yorgundum. Kendimde o gücü bulamadım.

Biraz dinlendikten sonra öğleye doğru şehri keşfetmeye hazır hissettim kendimi. Otelin lobisinden, Moskova’da gezilecek yerler haritası alarak ve ulaşım hakkında bilgi edinerek yola çıktım. Otelin hemen önünden geçen bir otobüse binerek başladım yolculuğuma. Otobüs, beni büyük bir alışveriş merkezinin önüne getirdi ve oradan metro istasyonuna geçtim. Yaklaşık 40 dakikalık bir metro yolculuğunun ardından Kızıl Meydan’a yakın bir durakta indim.

ünlü moskova metrosu

Moskova’nın ünlü metrosuna binmek için büyük bir heyecan taşıyordum. Dünyanın en etkileyici metro istasyonlarına sahip olduğunu biliyordum ve Moskova’da gezilecek yerler listemde, metro istasyonları her zaman ilk sıralardaydı.

İlk bindiğim istasyon sıradandı ve indiğim istasyon, Kızıl Meydan’a yakın olmasına rağmen pek etkilenmediğimi itiraf etmeliyim. Ancak umutlarımı yitirmedim çünkü günün ilerleyen saatlerinde daha etkileyici bir istasyon görmeyi umuyordum. Ne yazık ki, gün içerisinde sadece sıradan istasyonlarla karşılaştım.

Bir sonraki seyahatim için Moskova’nın en güzel metro istasyonlarının bir listesini çıkardım. Sadece bu istasyonları gezeceğim: Arbatskaya (Hat 3, Mavi), Aviamotornaya (Hat 8, Sarı), Elektrozavodskaya (Hat 3, Mavi), Kievskaya (Hat 5, Kahverengi), Komsomolskaya (Hat 1, Kırmızı), Mayakovskaya (Hat 2, Yeşil), Novokuznetskaya (Hat 2, Yeşil), Novoslobodskaya (Hat 5, Kahverengi), Prospect Mira (Hat 5, Kahverengi) ve Slavyansky Bulvar (Hat 3, Mavi).

kızıl meydan’ı ararken

Metrodan çıkarken Kızıl Meydan’ı göreceğim için heyecanlıydım. Daha önce, Paris’te Eyfel Kulesi’ne giden metrodan çıkarken de aynı heyecanı yaşamıştım. Merdivenlerden çıktığımda Kızıl Meydan’ın karşımda olacağını hayal ettim. Ancak, aniden işlek bir yol kenarında buldum kendimi. Burası Kızıl Meydan olamazdı. Hemen tekrar metroya girdim. Bu sefer tabelalardaki ‘Kızıl Meydan’ yazısını buldum ve onu takip etmeye başladım. Sonunda çıktığımda, Kızıl Meydan’ın giriş kapısı karşımda duruyordu.

ilk izlenimler ve beklentiler

Kırmızı tuğladan yapılmış iki kule vardı karşımda. Diriliş Kapısı yani Kızıl Meydan’ın ana girişi bu kulelerin altındaydı.

Kapının ardında, renkli kubbeleriyle ünlü Aziz Vasil Katedrali’nin görüntüsünü yakalayınca, Kızıl Meydan’a geldiğime kesin olarak inandım. Beklediğimden çok daha büyük bir meydanla karşılaştım. Devlet Tarih Müzesi’nin kırmızı binasını geçtikten sonra, karşıda Aziz Vasil Katedrali sağ tarafta Lenin Mozolesi ve solda ise gösterişli GUM Alışveriş Merkezi’nin binası yükseliyordu.

Diriliş Kapısı, Kızıl Meydan, Moskova.
Kızıl Meydan giriş kapısı (Diriliş Kapısı)

Kızıl Meydanı hemen gezip bitirmek istemiyordum. Sabah kahvaltısı yapmamıştım. Bir şeyler yedikten sonra meydanı detaylıca gezmek istiyordum.

Meydanı bir süre izledikten sonra, GUM Alışveriş Merkezi’nin önündeki sokağa yöneldim. Bir İtalyan restoranına gittim ve dışarıdaki masalardan birine oturdum. Menüden bir pizza seçerek sipariş verdim. Yemeğimi yerken sokaktan geçenleri izledim. Gezintiye çıkan Moskovalılar olsa da, turistlerin yoğun olduğu bir caddeydi.

kızıl meydan

Meydana tekrar geldim. Kızıl Meydanı, ilk kez çocukken TV ekranlarında görmüştüm. 90’lı yıllar, Sovyetler Birliği’nin dağıldığı dönemdi. Meydanın taşları üzerinde yürürken, geçmişin izlerini hissetmeye çalıştım, ancak başarılı olamadım. Meydanın etrafındaki mimari güzellikler ve turistlerin meydana olan büyük ilgisi geçmişe yolculuğumu engelledi.

Kızıl Meydan, Rusya’nın tarihinde birçok önemli olaya ev sahipliği yapmıştır. Örneğin, 1812 Napolyon Savaşı sırasında Moskova’nın yakılması (Tolstoy’un Savaş ve Barışı’ndan hatırlıyorum bu savaşı), Sovyetler Birliği dönemindeki askeri geçitler ve Lenin’in cenaze töreni gibi olaylar bu meydanda gerçekleşti.

Kızıl Meydan, Moskova.
Kızıl Meydan

Kızıl Meydan, Moskova’nın kalbinde yer almaktadır ve geçmişi 15. yüzyıla kadar uzanır. İlk olarak kırmızı tuğlalarla inşa edilen Kremlin yapıldı buraya. Zamanla Kremlin’in duvarları önündeki alan, dünyanın dört bir yanından gelen tüccarların ticaret yapmaya başladığı büyük bir pazar yeri halini aldı. Ekim Devrimi’nden sonra ise, Sovyetler Birliği’nin merkezi haline geldi.

meydanın adı neden kızıl

Meydanın adının neden “kızıl” olduğu konusunda birkaç rivayet bulunmaktadır. Birincisi, meydanın adının, Kremlin’in kırmızı tuğlalarından kaynaklandığı yönündedir. Diğeri ise Rusça’da şu anda “kırmızı” anlamına gelen “krasnaya” sözcüğünün eskiden “güzel” anlamında kullanıldığı yönündedir. Rus şehirlerindeki ana meydanlar, genellikle Güzel Meydan olarak adlandırılır. Zamanla kelimedeki anlam değişimi meydanın adını Kızıl Meydan yapmış.

aziz vasil katedrali

Masalsı bir mimariye sahip bir yapıyla karşılaştım. Kıvrımlı kubbeleri ve renkli dokusuyla olağanüstü bir mimari şaheser. Aziz Vasil Katedrali, 1550’lerin ortalarında Korkunç Ivan tarafından yaptırıldı. Böyle eşsiz bir görüntü bir daha yapılamasın diye mimarı kör edildi.

Aziz Vasil Katedrali, Moskova.
Aziz Vasil Katedrali

Katedralin inşası, Kazan Hanlığı ve Rusya arasında yüz yıldan fazla süren savaşların sona ermesinin ardından gerçekleşti. Kazan, Ruslar tarafından ele geçirildikten sonra, ahşap Üçlü Katedral inşa edildi. Kazan Hanlığı 1555 yılında sonunda tamamen Rus devletine katıldığında ise, İvan katedralin taşla yeniden inşa edilmesini emretti.

Aziz Vasil Katedrali soğan kubbe detayları, Moskova.
Aziz Vasil Katedrali kubbe detayları

Meydanda yere oturup katedrali izleyenler vardı. Ben de bir köşeye oturup bir müddet izledim. Dokuz kilise kulesi, şeker renkli soğan kubbelerle taçlandırılmış ve çeşitli mızraklar, pencereler, renkli çiniler ve desenlerle süslenmiş. Rus mimarisinin tipik bir özelliği olan bu kubbelerin şekli soğana benzediği için soğan kubbe dendiğini burada öğrendim.  

lenin’in mozolesi

Lenin’in mozolesinin önü bomboştu. Normalde mozoleyi ziyaret etmek için uzun bir sıra oluşurdu. Hatta, Moskova’da yeni evlenen çiftlerin Lenin’in mezarını ziyaret etme geleneği olduğunu biliyordum. Ne yazık ki, bugün Perşembe ve öğleden sonra mozole ziyarete kapalıydı.

lenin mozolesi kizil meydan moskova
Lenin’in mozolesi

Lenin Mozolesi, Sovyetler Birliği’nin kurucusu ve ilk lideri Vladimir Lenin’in mezarını içinde barındırıyor. Lenin, 1924 yılında hayatını kaybettikten sonra, naaşı özel bir şekilde korunmak üzere mumyalanmış. Mozole, 1930 yılında tamamlanarak halkın ziyaretine açılmış. Lenin’in mumyalanmış cesedi, cam bir sandık içinde sergileniyor ve herkes tarafından ziyaret edilebiliyor.

gum alışveriş merkezi

Meydan’da dikkat çeken başka bir harika yapı ise GUM veya tam adıyla “Glavnyi Universalnyi Magazin”dir. GUM, Rusya’nın en prestijli ve tarihi alışveriş merkezlerinden biridir. 1800’lerin ortalarında inşa edildi. Alışılmış Rus mimarisinden tamamen farklı bir tarza sahip. Antik Roma mimarisini anımsatıyor.

GUM Alışveriş Merkezi, Moskova.
GUM

GUM’un iç kısmı, cam kubbeli tavanı, vitray pencereleri ve zarif iç mekanlarıyla son derece etkileyici bir atmosfere sahipti. Bu alışveriş merkezi, lüks markaların mağazalarının yanı sıra harika kahve dükkanlarına da ev sahipliği yapıyor.

devlet tarih müzesi

Kızıl Meydan’da son olarak Devlet Tarih Müzesi’den bahsetmek istiyorum. Diriş Kapısı’nın yanındaki kırmızı bina. Bu müze, Rus İmparatorluğu’nun, Sovyetler Birliği’nin ve modern Rusya’nın tarihinden birçok esere ev sahipliği yapıyor. Bina, kırmızı tuğlalardan inşa edilmiş ve muhteşem neogotik tarzda tasarlanmış.

Devlet Tarih Müzesi, Moskova.
Devlet Tarih Müzesi

Müzenin içini bir sonraki seyahate saklamak zorunda kaldım. Sadece GUM alışveriş merkezinin önündeki sokaktan güzel bir açı yakalayarak birkaç fotoğraf çektim. Şimdilik Kızıl Meydan’daki gezintim burada son buldu.

Aslında bugünü Kızıl Meydan ve çevresine ayırmıştım, ancak biraz zamanım daha vardı. Bu nedenle Kremlin yönüne doğru ilerledim. Sarayın duvarının hemen altında sürekli ateş yanan bir anıt vardı. İki asker nöbet tutuyordu. Anıtın önü oldukça kalabalıktı. Burası bir parka açılıyordu.

moskova sokakları

Ağaçlar altında biraz daha ilerledikten sonra fark ettim ki artık Moskova’nın turistik bölgesinin dışına çıkmıştım. Trafiğin aktığı yoldan karşıya geçmek için alt geçidi kullandım. Bu arada Moskova’da yaya geçitlerinin olmaması dikkatimi çekti; karşıdan karşıya geçişler sadece alt geçitlerden sağlanıyordu. Ofis binaları arasında nereye gittiğimi bilmeden yaklaşık yarım saat boyunca yürüdüm.

Otelden aldığım Moskova haritasını çıkardım. Üzerinde gezilecek bazı yerler işaretliydi. Yoldan geçenlere birkaç tanesini sordum ama anlaşamadım. Tabelalarda Kiril alfabesi kullanılması ve İngilizce konuşanların azlığından dolayı bir yere giderken zorlandım diyebilirim. Bu noktada telefonumun internetini açtım. Arbat Caddesi’ne yakın bir yerlerde olduğumu gördüm.

arbat caddesi

Arbat Caddesi, sokak sanatçılarının eserlerini sergiledikleri bir yer. İstiklal caddesi gibi. Eski binalar dar sokaklar. Moskova’nın Beyoğlu’su burası.

Arbat Caddesi, Moskova.
Arbat Caddesi ressamları.

Cadde’nin girişinde bir orkestra vardı. Daha ileride ressamlar sergilerini açmışlardı ve kimileri ressamlara portrelerini yaptırıyorlardı. Türk restoranları dikkatimi çekti; sayıları oldukça fazlaydı. Gözlerim, yerel bir kahve dükkanı aradı, ancak maalesef bulamadım. Sonunda Starbucks’a oturdum. Hava sıcaktı ve dinlenmeye ihtiyacım vardı. Biraz enerjimi toparladıktan sonra tekrar yürümeye başladım.

bolşoy tiyatrosu

Moskova’da görmek istediğim yerlerden biri de dünyaca ünlü Bolşoy Tiyatrosu’ydu. Tiyatro binasının önü kalabalıktı. İnsanlar, banklara oturmuşlardı ve tiyatro binasını izliyorlardı. Antik Yunan tapınaklarını anımsatan bu tiyatro binasının görkemini bir süre boyunca ben de hayranlıkla izledim.

Bolşoy Tiyatrosu, Moskova.
Bolşoy Tiyatrosu

Bolşoy Tiyatrosu, 1776 yılında kuruldu. Tiyatro binası ise, 1825 yılında tamamlandı. Bolşoy Tiyatrosu’nun repertuarı, dünya klasiklerinin yanı sıra Rus bestecilerin eserlerini de içeriyor. Tchaikovsky’nin “Giselle” ve “Uyuyan Güzel” gibi baleleri, Bolşoy Tiyatrosu’nda özellikle ünlüdür.

Binanın içi de göz alıcı fresklerle ve zarif detaylarla süslenmiş. Ne yazık ki, şu an için sadece dışarıdan görmekle yetinmek zorundayım.

son saatler

Moskova’da akşam olmuştu. Son saatlerimi Kızıl Meydan ve çevresinde dolaşarak geçirdim. Havalimanına gitmek için metroya bindim, ancak oldukça kalabalıktı ve oturacak bir yer bulmak imkansızdı. Metrodan sonra otobüse bindim ve o da tıpkı metro gibi doluydu. Yorucu bir günün ardından, ayakta geçen bir saatten fazla bir yolculuktan sonra nihayet otele ulaştım.

- Advertisement -