HAFTANIN ÖNE ÇIKAN 5 İÇERİĞİ

Benzer Yazılar

Veba Geceleri, Orhan Pamuk : Tesadüflerin Eşlik Ettiği Bir Okuma

Veba Geceleri, Orhan Pamuk’un yayımlanan son romanıdır. Bu romanı okumaya en yakın anakaraya uçakla 2 saat uzaklıkta izole bir ada olan Seyşeller’de başladım. Benim için ilk tesadüf de burada başladı. Romanın Doğu Akdeniz’de bir ada olan Minger Adası’nda geçtiğini bilmiyordum. Ne zaman okyanusun ortasında bir adada bulunsam, burada yaşayan insanlar bir doğal afet anında ne yaparlar diye düşünürdüm. Daha çok tsunami, deprem vs. aklıma gelirdi ama Veba Geceleri ile birlikte bu listeye salgınlar da eklendi.

Sonrasında okumaya Delhi’de devam ettim. Ve bugün Çin’de Wuhan’da değil ama Şenzen’de Veba gecelerini kitabı okumayı bitirdim. Pamuk’un salgın hastalıklar denince akla gelen Uzak Doğu ülkelerinden romanda bolca bahsetmesi ve benim de zaman zaman bu ülkelerde bulunmam kitabı daha büyük bir ilgiyle okumamı sağladı.

Ancak asıl tesadüf kuşkusuz romanın yazarının yaşadığı tesadüftür. Orhan Pamuk, Veba Geceleri’ni yazmaya Covid-19 pandemisinden önce başlamıştı. Kitabı yazarken covid patladı. Bu durum Tük Edebiyat tarihinin en ilginç tesadüflerinden biri olabilir. Yazar bir salgın romanı kurgularken kendini gerçek bir salgının içerisinde bulur.

Şunu hala merak ederim; Parmuk romana kendi pandemi tecrübelerinden ne kadar kattı yoksa tamamen tarihsel okumalarına mı sadık kaldı.

Açıkçası kitabı okurken bazan veba yıllarından çıkıp, Covid – 19 günlerine gittiğimi belirtmeliyim. Mesela; bazı mahalle ve sokaklara izin kağıdı olmayanların giremiyor romanda, Covid’de de benzer bir izin kağıdı uygulamasını hatırlıyorum. Ya da maske kullanmaya bir müddet sonra başlanması gibi.

Roman Doğu Akdeniz’de hayali bir ada olan Minger Adası’nda geçiyor. Evet, Minger Adası Orhan Pamuk’un hayallerinde sadece, gerçekte böyle bir ada yok. Mingerliler de Mingerce de yok.

Romanın kahramanı kim? Bu sorunun cevabı hikaye ilerledikçe değişiyor. Veba neredeyse bütün kahramanları tek tek alıyor. Veba kendi içerisinde dönemlere ayrılıyor ve her dönem kendi kahramanlarını çıkarıyor. Ancak yine de bir kahramandan bahsetmemiz gerekirse o da Pakize Hanım’dır.

Romanın konusuna gelirsek; Abdulhamid başkimyageri Bonkowski Paşa’yı 1900’lü yılların başında veba vakalarının başgösterdiği Minger adasına göndermesi ve Bonkowski Paşa’nın adada bir cinayete kurban gitmesi ile başlar roman. Abdulhamid’in kardeşi V.Muratın kızı Pakize Sultan’ı (gerçekte olmayan Pamuk’un hayalinden bir karakter) ve eşi doktor Nuri’yi Çin’e götürmek için yol alan geminin, rotasını aniden Minger adasına kırması ile olaylar gelişir. Veba salgını sadece adada yaşayan insanların hayatını değil bizzat adanın kendisinin istikbalini de derinden etkiler.

Görünen o ki, bizler salgınla mücedelenin zorluğunu bizzat yaşayarak gördük. Geçmişte bunun daha da zor olduğunu anlıyoruz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler İçerikler